|
|
yeraltı edebiyatı5830 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
şiir1414 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
kitap1320 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
sinema6202 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
ismet özel83 üyesi var. üyelik serbest. |
lanetmi okumalı şimdi bütün eş anlamlara
yada başlığı kendinden uzun yazılara
azalmıyorken ezilmeler şimdi
sinirler sınır ihlalinde
ve suç yok senden başka sende
kabul etmez
sığmaz salıncaklara artık yüreğimiz
kirlendik çünkü
ve her sırat ortası pişmanlıkta kendimizi öperek
yeminler ettik dolanmayacağız çağın kırbacına
şimdi en iyi oynadığımız oyun saklambaç
sadece saklanmayı öğrendik çünkü
ve alışkanlık yaptı kaçmak
Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın."
Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.
ey yoksulluğumuzun
ve ellerimizin tanrısı
ekmeğimizin buğusundaki sızı
mademki şairsin büyüt beni
mademki tanrısın uyut beni
kuğuların başı dik yine
ama göller mağrur değiller
kir(acı) değilmi herkes de
korkma kovulana kadar değil konukluğun
çağ(ay)rılana kadar
delilim deliliğim diyorum
deliliğim delilim
kalk hadi
bana gel zamanın gerisindeki yağmur sabahından
doğmamış bir çocuğun anne düşünden
üşüyüşünden kirpiklerimin
yüzünü biliyorum yeşil elma çağından
on beşinci yaşını getir ellerime
büyüteyim
kirlenmeden öncede kirliydi kir
masum kalacak sade ayakların
tamamlanalım
sanma sancımı soğur soluğunda
sus
sus-uzluk uzak umarıma
san-ki sanrı sınırlarımı sınıyor
sızıyor sinirlerime sır
sahi! ya su?
Gölgeleri intikamın sularında yıkamadan
Geçmeyecek zamanın üzerindeki koku
'şarap ın gövdesinde buruk bir sinyal sesi mi duydun,atacaksın elinden asmanın yapraklarını.çekileceksin iltihabın şatolarına;bakışlarına sokulmaya çalışılınan truva atı'nın içindeki intikamın gürültülü hücreleri,hacker 'ın uyuşturucu etkisini artırıyor nedensiz hüznün anfiteatre'ında.etrafında uçuşan zerafet piramitleri ve onlara binmiş firavun kalıntıları,aralıklardan metropol çöllerinden havalanan kum fırtınalarını zaptediyor;sen bu çevrelenişi,bu çerçeveye girişi görüyorsun işte.altıncı parmaklarını unuttuğun bir yer mi soruyorsun şarapdaki tedavi unsuruna: şaşkın bir üzüm tanesi gibi yuvarlanıyorsun toprağın altındaki çocukluğunun ağzına'
yan bahçeye kaçan toptu dünya!,hiçbir tanrı almaya cesaret edemedi onu asla..